çaylak sokak


* “1977 ya da 78’de St. Etienne’de beş parası olmayan bir grup gencin kurduğu bir dernek, korsan sergiler düzenliyordu. Bana geldiler, dediler ki ‘Bizim işgal edilmiş bir lokalimiz var ve parasız sergiler düzenlemek istiyoruz. Sana sadece tren biletini bulacağız, bir sergi yapmanı istiyoruz, ne sergileyebiliriz?’ Üstelik sekiz saat içinde serginin kurulması gerekiyordu, çünkü hazırlığın fark edilmesini istemiyorlardı. Ortada acil bir dil durumu vardı. 1970’lerin başında dünyada gençler beş saniyede duvarlara yazı yazıp kaçmak zorundaydı. ‘Bir retrospektif yapacağım’ dedim. Otuz, kırk tane yapıtımı spreyle doğrudan mekana çizerek sergiyi yapmaya karar verdim. Sergiden sonra duvarları temizlemek masraf gerektireceğinden; dedim ki, ‘Bütün bu mekanı kaplayacak kağıt ve yeterince sprey boya bulmamız lazım.’ Sabah üçte-dörtte yerel gazeteye gidip bobinlerin dibinde kalan kağıtları topladılar. Spreyleri de... çaldılar! Sabah saat altıda mekana girildi. Yedi kişilik ekip bütün duvarları kağıtlarla kapladılar, yirmi dakikada. Orada spreyle kırka yakın işimin duvar resmini yaptım, 1,5 saatte."

* Sarkis

Kitap/Book: Göreli Konumlar // Relative Positions



link: http://archive.org/details/RelativePositions




Relative Positions

Author: Onder Ozengi (ed.)
Keywords: institutional critiqueproduction of spaceautonomycontemporary arttheoryexhibitioncritique
Collection: opensource
Description


And the book, based on that experience, consists of the articles departing from art works produced for the exhibition, transcriptions of the talks organized around the exhibition and articles that extend the issues and debates focused by the exhibition itself.


Authors: Ahmet Ogut, Ashkan Sepahvand, Borga Kanturk, Boris Buden, Brian Holmes, Burak Arikan, Caner Aslan, Deniz Gul, November Paynter, Onder Ozengi, Pelin Tan, Ulus Atayurt.




With Works by: Borga Kanturk, Inci Furni, Kanalkayıt (Can Altay, Basak Akcakaya, Emrah Kavlak, Taylan Hacirustemoglu, Deniz Erdem, Cagri Kucuksayrac, Pelin Gure, Gulsah Taskin, Sevgi Aka, Nesli Yagli, Kaan Birol), Merve Sendil, Pelin Tan, Vahit Tuna.

Editor: Onder Ozengi



Göreli Konumlar ve Kanaatler - "-1 Geçici Ofis konuşmaları" 2








Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi dahilindeki sunum ve konuşmaların yarınki programı aşağıdadır

25 Nisan 2009 Cumartesi

“-1” Güncel Sanat için Geçici Ofis kapsamında 

16.00
Elmas Deniz: Başka olasıklar; tarifler, notlar...

Sanatçı, konuşmasında bireysel bir perspektiften, kendi biraraya getirdiği örnekler ile genel sanat problematiği; olası sanatçı –sanat sergileme ve durum yaratma- modelleri üzerine konuşacak. Sanatçı kimdir? Başka olasılıklar için nasıl bir ortam gereklidir? Yaratıcılık kimde aranmalıdır? Tabular nelerdir? Araştırmacı militan kimdir? Sanatçının önlenemez pasifliği. Ezberlenmiş olandan çıkabilmek. Homojen sanat ortanmından kurtulma yolları. Zihinsel mekan ihtiyacı. konuşmanın ana hattını oluşturuyor. Katılımcılarla birlikte bu soruları geliştirme amacı taşıyor.

17.00
Deniz Gül ve Burak Arıkan: Gayri Maddi Emek Üzerine Notlar

Deniz Gül bloğunda yayınladığı mesleki iç döküşleri takiben güncel sanat üretimini sorgulayan bir dizi editöryel etkinliği Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi dahilinde başlatıyor. Gayri maddi emeğin dönüşümü üzerine Burak Arıkan'ı davet eden Gül, Arıkan'ın User Labor projesine yoğunlaşarak sorularına cevap arayacak. Program, değişen dünyada sanatın yerinin bir değişmez olarak belirlenmesine karşı çıkan, özellikle de dijitalizasyon ile yeni gerçekliğin peşinden koşan artı değer üreticilerini yıkıcı bir arayışla soru sormaya davet ediyor.

ilgili blog ve websiteleri:




18.04.09 -1 gecic ofis konusma programı:- Borga Kanturk, Part II

II. Bölüm: 
 

GÖRELİ KONUMLAR VE KANAATLER  KONUŞMALARI
18 Nisan 2009 Cumartesi , saat: 15.30 
“-1” Güncel Sanat için Geçici Ofis kapsamında 
Borga Kantürk : “-1 Güncel Sanat arsivi ve kayda geçmeyeni 
tekrar düşünmek: Yeni kayıt ve tartışma olanaklarını 
zorlamak”

18.04.09 -1 gecic ofis konusma programı:- Borga Kanturk, Part I

1.Bölüm:

GÖRELİ KONUMLAR VE KANAATLER  KONUŞMALARI
18 Nisan 2009 Cumartesi , saat: 15.30 
“-1” Güncel Sanat için Geçici Ofis kapsamında 
Borga Kantürk : “-1 Güncel Sanat arsivi ve kayda geçmeyeni 
tekrar düşünmek: Yeni kayıt ve tartışma olanaklarını 
zorlamak” 

-1 geçici ofis / -1 temporary office




"-1 Geçici Ofis" 

Hakkında:

Bu proje “-1 Güncel Sanat İçin Şebeke, İzmir” tarafından oluşturulmuş geçiçi ofistir ve güncel sanatın kritiğine, lokal, bölgesel tarih üretimine dair refleksler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Borga Kantürk, Elmas Deniz, Deniz Gül ve Merve Şendil'in istanbul-izmir arası deneyimlerinin yarattığı pratik öğrenme ve uygulama sürecinden hareketle, ofis mekanında teori üretimine yoğunlaşılacak ve bir dizi konuşma, sergileme geliştirilecektir. -1 Geçiçi Ofis; Bilginin ve teorinin dolaşım networklerinin merkez akım, dışı kanallardan yayılmacı bir yol çizdiği günümüzde, farklı kaynaklardan kendi takipçilerine, kendi ağlarını kuran bu kişi ve üretim odaklarını, ortak bir zeminde toparlama amacındadır. Bu çatı altında, hedeflenen ortak zemin, güncel sanat üzerine üretilen geçişli bilginin(teorinin) kaydını tutma ve paylaşıma sokma adına referans noktası olmayı hedefler.

Sunumlar, Bu potansiyele odaklanmış 4 sanatçının, program kapsamında, kayıt tutma, haritasını çıkarma, taşınabilir ve paylaşılabilir bir güncel sanat pratiği ekseninde, yerel bellekler ve tarihten çeşitli örneklerde içerecektir.


-1 Güncel Sanat İçin Şebeke, İzmir, Nedir?

Lokale odaklanan,güncel sanatın bu cografya içerisinde hareketler için ortak zemin oluşturmaya ve bu sürecin kaydının tutulmasına öncülük etme hedefinde bir oluşumdur.

Bir çeşit şebeke modeli,genişletilebilir ağ.

İzmir kentindeki güncel sanat üretimlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla,bir grup sanatçı,tasarımcı tarafından kurulmuş bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir oluşumdur.

Aynı zamanda bu bir acık çağrıdır. Bu şehir için yeni yazılmaya başlamış güncel sanat tarihine katkıda bulunmak isteyen Konuk,Misafir küratör,yazar,kolleksiyoner ve düşünürlere acele ve son derece sıcak bir davet içermektedir.

Amacı:

-1 güncel sanat şebeke”nin amacı daha önce söz konusu edilmemiş olan,İzmir şehrinin güncel sanat için genişletilebilir bir haritasını çıkartma çabasına girişmektedir. Bu kanalda üretim gösteren,sanatçı,yazar,tasarımcı,küratörleri ortak bir çatıda toplamak ve bu aktörler üzerinden gerçekleştirilen aktivitelerin yapılabileceği alanları işaretlemektedir.

Bu pratik bu güne odaklanmaz,geleceğe yönelik bir kayda geçirme sürecine de dairdir.Bir sonraki kuşak sanatçıların ve olası faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için zemini kazmak,ve alt yapı çalışmasına girişmek önemli bir misyondur. Onlara hareket kolaylığını ve güven sağlayacak bir geliştirilebilir esnek bir sistem önerisi sunmak seslerini duyurabilecekleri ana kaynağı oluşturmak,şehrin bu anlamdaki hareketliliğini daha fazla nefes alır duruma getirecektir.

Bu kayda geçirme süreci ile bu şehirde yasayan profesyonel/yarı profesyonel,kariyerinin ortasında,yeni başlamış pek çok kişi için faaliyetlerinin sürdürebilirliği adına dışarısı ile bağlantıları için bir açık referans,bir açık kaynak oluşturacaktır.

Bu haliyle de her türlü kurumsal ve bireysel geliştirilen güncel sanat için bir İzmir Altın rehberi olma iddiasını barındırmakta. Merkez üretim alanı, web sitesi olan bu şebeke,haritalandırma ve arşivleme çalışmaları haricinde,mekansız sanat pratikleri üzerine odaklanır. Kitap,sergi projeleri,sanat tartışmalarını ve fikirlerin dolaşımını sağlayan aracı alanlar,protokoller Bağımsız,Taşınabilir yer değiştirilebilir eklektik bir yapı içerisinde değerlendirmeye çalışacaktır.

-1 Temporary Office / -1 Gecici Ofis






























-1 Geçici Ofis:

ETKİNLİK PROGRAMI:

Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi kapsamında.

Mekan Koordinatörü: Borga Kanturk - Sergi Organizasyonu: Underscene Project

Konuklar- Konuşmacılar: Merve Sendil , Elmas deniz, Deniz Gül&Burak Arıkan

Sergi: “Underscene_Project_İzmir fanzin arşivi”

Tarihler: 16 – 30 nisan 2009, Yer: -1 geçici ofis

Sunumlar & Konuşmalar:

I. gün: 18 Nisan 2009, Cumartesi

1- Borga Kantürk - saat: 15:00

Başlık 1: -1 izmir guncel sanat arşivi; kayda geçmeyeni yeniden düşünmek,

yeni kayıt ve tartışma olanakları

Başlık 2: Geçici mekanlar, kalıcı etkileşimler, İzmir güncel sanat arşivinden iki örnek:

Arada Kalmak ve Şantiye sergileri

2 - Merve Şendil – saat: 16:00

Yeraltı kültürünün iletişim aracı: Fanzin

Underscene Project, Merve Şendil tarafindan 2006 yılından beri yürütülen profesyonel anlamda dolaşıma girmemiş müzik gruplarının her türlü ses kaydını ve bunlarla bağlantılı materyalleri toplayan bir açık arşiv projesidir. -1 Geçici Ofis` tarafından hazırlanan program kapsamında, İzmir`den çıkmış fanzinlere ilişkin geniş bir kolleksiyon sergilenecek, Merve Şendil bu sergiye atfen bir de sunum gerçekleştirecek. İçerikleri ne olursa olsun kaotik bir kolajla oluşturdukları ve fotokopi ile çoğalttıkları sadece dış görünüşleri ile bile algıyı bozmaya, kalıpları yıkmaya yönelik olan bu kültürü paylaşmayı amaçlayan fanzinler, bir aradalıklarıyla ile ortak bir zeminde izleyici-okur ile buluşacak.

II.gün, 25 Nisan 2009, Cumartesi

1 - Elmas Deniz – saat: 16:00

Baska olasılıklar, tarifler ve notlar... ”,



Sanatçı, konuşmasında bireysel bir perspektiften, kendi biraraya getirdiği örnekler ile genel sanat prooblematiği; olası sanatçı -sanatçı,sergileme ve durum yaratma- modelleri üzerine konuşacak. Sanatçı kimdir? Başka olasılıklar için nasıl bir ortam gereklidir? Yaratıcılık kimde aranmalıdır? Tabular nelerdir? Araştırmacı militan kimdir? Sanatçının önlenemez pasifliği. Ezberlenmiş olandan çıkabilmek. Homojen sanat ortanmından kurtulma yolları. Zihinsel mekan ihtiyacı konuşmanın ana hattını oluşturuyor. Katılımcılarla birlikte bu soruları geliştirme amacı taşıyor. 


2 - Deniz Gül ve Burak Arıkan'la Sohbet – saat: 17:00

Gayri Maddi Emek Üzerine Notlar”

Deniz Gül blogunda yayınladığı mesleki iç döküşleri takiben güncel sanat üretimini sorgulayan bir dizi editöryel etkinliği Suriye Pasajı'ndan başlatıyor. Gayri maddi emeğin dönüşümü üzerine Burak Arıkan'ı davet eden Gül, Arıkan'ın “User Labor” projesine yoğunlaşarak sorularına cevap arayacak. Program, değişen dünyada sanatın yerinin bir değişmez olarak belirlenmesine karşı çıkan, özellikle de-dijitalizasyon ile yeni gerçekliğin peşinden koşan artı değer üreticilerini yıkıcı bir arayışla soru sormaya davet ediyor.

Programda yer alan konuşmalar ve sunumların, ses ve görüntü kaydı yapılacaktır.

Bu kayıtlar sergi sürecinde “-1 geçici ofis”e ayrılmış mekanda banttan dinlenebilecek,

ilgili blog sitesinden takip edilebilecektir.

GÖRELİ KONUMLAR VE KANAATLER / RELATIVE POSITION AND CONCLUSIONS


GÖRELİ KONUMLAR VE KANAATLER 

BASIN BÜLTENİ

16 - 30 Nisan arasında Göreli Konumlar ve Kanaatler adlı sergi, İstiklal Caddesi’ndeki Suriye Pasajının 4. katındaki eski bir kayıt stüdyosunda gerçekleşiyor. Sergi, farklı alan ve disipinlerden gelen katılımcıları ile birlikte 15 gün süren işleyen bir mekan ve geçici bir sanat kurumu yaratmaya odaklandı. 

Kimlik, konum ve farklılık üretiminin belirli kaynaklar ve alışıldık yollarla gerçekleştirilmesine karşıt olarak sergi, katılımcıları ve onların pratikleri dolayısıyla bağımsız ilişkisel metotları üretiyor ve görünür kılıyor. Ortak mekân ve bilgi üretimi, ağ biçimli ilişkiler, bellek, arşiv gibi meseleler ve bunların ürettiği konumlar bu serginin odağında duruyor. 
Katılımcılar, ürettikleri projeleri aracılığıyla sanat üretimini ve ilişkili olduğu bağlamlar aracılığıyla yerleştiği konumunu, izleme, üretme ve katılım ilişkilerini mekânı kullanma biçimleri üzerinden sorgulamaya açıyorlar.

Katılımcılar
Caner Aslan 
İnci Furni
HaZaVuZu 
Kanalkayıt
Borga Kantürk ( -1 Geçixi Ofis)
Tayfun Serttaş
Vahit Tuna 
Pelin Tan

Misafir Küratör 

Önder Özengi 

Sergi Yapımcısı
Manzara Perpectives
(Anna Heidenhain – Kristina Kramer) 

Sergi 16–30 Nisan 2009 tarihleri arasında Suriye Pasajı’nın 4. katında Pazar hariç hergün saat 12:00 ve 18:00 saatleri arası görülebilir.

Adres: Suriye Pasajı
İstiklal Caddesi, No.348, Kat:4 
Tünel - Beyoğlu

*Sergi kapsamında 18 ve 25 Nisan günleri sunumlar ve konuşmalar gerçekleşecektir. Ayrıntılı program ektedir.

////////////////


RELATIVE POSITION AND CONCLUSIONS


PRESS RELEASE

Between 16 - 30 April, the exhibition called Relative Positions and Conclusions will take place in the street of İstiklal Caddesi, on the fourth floor of the Suriye passage's old recording studio. Exhibition focus on a working place and temporary institution, that collaboration with participants come from different fields and disciplines during 15 days.

In contrast to the conventional production of identity, position and difference via a set of determined sources, participants of the exhibition produce and render visible independent and relational methods. Issues such as a shared space and information production, memory, archive and networking and the positions they produce are at the focal point of this exhibition.
The participatory projects produced by the participants interrogate the production of art and its production via the context it is related to. Relationships of viewing, production and participation are questioned through their methods of using the space.

Participants
Caner Aslan 
İnci Furni
HaZaVuZu 
Kanalkayıt
Borga Kantürk (-1 Temporary Office )
Tayfun Serttaş
Vahit Tuna 
Pelin Tan

Guest Curator
Önder Özengi 

Exhibition Producer
Manzara Perpectives
(Anna Heidenhain – Kristina Kramer)

Exhibition can be visited from April 16 to April 30 between 12.00 pm to 6.00 pm on the fourth floor of the Suriye passage 

Address: Suriye Pasajı
İstiklal Caddesi, No.348, Kat:4 
Tünel - Beyoğlu

kendiliginden; milyonda bir // e-fanzin

Kendiliginden Milyonda Bir Fanzin height="500" width="100%" > value="http://d.scribd.com/ScribdViewer.swf?document_id=13676406&access_key=key-1b5ndq42u2e4ecy41xbz&page=1&version=1&viewMode=">    
   Publish at Scribd or explore others:            eBooks                  contemporary art              izmir      

Studio bbq: Podcast with Mella Jaarsma


Cemeti Art House
co-founder Mella Jaarsma
talks about her art space
and the art environment in Yogyakarta, Indonesia

http://studiobbq.blogspot.com/2008/04/podcast-with-mella-jaarsma.html

podcast-podcast-podcast-podcast


http://www.sidestreet.org/podcasts/index.html

"Podcast Series
What Do Curators Want?
We sat down with 10 respected curators & dealers in Southern California, asked them some tough questions, and got some pretty candid answers. How do you approach a gallery that isn't accepting submissions? Are juried group shows a big waste of time? How important are artist statements? "

Kendiliginden; Milyonda bir - Uygar Ozel
















































images of works

1, untitled, colored photo, 2003, izmir
2-3, untitled, video-still, 2005, amsterdam the netherland

uygar ozel

Kendiliginden; milyonda bir / Nur Muskara


































Nur Muskara, 2007-2009

Sergi: Kendiliğinden; milyonda bir


















“Kendiliğinden; milyonda bir”


Uygar Özel, Nur Muşkara

Küratör:
Borga Kantürk

Tarihler:
11.02.2009 - 28.02 2009

Açılış:
11.02.2009 , 18.00

Yer:Fransız Kültür Merkezi Galerisi
Sergi saatleri: 09.30 – 13.00 ve 14.00 - 18.30
Cumartesi: sabah 09.30 – 13.30


Adres:
Fransız Kültür Merkezi, İzmir, Cumhuriyet Blv.
No: 152 Alsancak/Izmir


“Kendiliğinden; milyonda bir” :
?

Bir an :
Muhteşem bir zamanlama.
Üzerine çalışılmış ve sınırlanmış
bir durum olmaksızın,
gerçekleşebilen.
kıymeti bilinmesi gereken.

Oluşabilsin diye
belirli bir odak tarafından
enformatik, bilgiç bir tacize
uğramayan, planlanmayan.

Zaten süregelen ve
sıklıkla karşılaşılabilecek
ya da fark edilemeyecek..

Kendi ekseninde dönen,
ve diğer bir eksenle aniden çakışıp
etki-tepki refleksini gösteren
harikulade bir uyum yakalayan
bir karşılaşma -buluşma süreci...

Aslında, tek taraftan bakıldığında,
değişikliğe uğrayan bir durum meydana
gelmez.. Sadece mesafe(izleyici,tanık ve
olayın aktörü arasındaki ) bir anlığına
değişmiş, iletişim (ilişki) için ideal aralığa
gelmiştir. Bu süreçte sanat pratiği, etkitepki
adına kendiliğinden gerçekleşebilen
bir etkileşimin sonucundan beslenir.
Genellikle de fark edilmez. Bu biraz
mucizevi, biraz da rastlantısaldır.
Spekülatif değildir, olası reaksiyonların eş
zamanlı birbirini tamamlamasından oluşan
önemli “bir an” süreçtir. Yapmamız
gerekense sadece paranteze alma ya da
genel dizge içerisinde parlak bir kalemle
altını çizmek. Fazlası o sürecin büyüsünü
bozabilir ve üzerine kuracağı ilgi-baskıyla
her şeyi paramparça edebilir.

Borga Kantürk, Şubat, 2009


“Kendiliğinden; Milyonda Bir” başlıklı sergi:
Çalışmalarını fotoğraf ve video sanatı üzerine odaklanmış iki
sanatçıya yer veriyor. Belge üretimi ile uğraşan sanatçıyı,
mucize anların kayıtçısı rolüyle karşımıza çıkarıyor. Uygar
Özel'in Amsterdam' da futbol sahasının aksine, sokakta
gezerken karşılaştığı bir top cambazının, reklam yıldızı
olmuş futbolculara taş çıkartırcasına performansı,
garipsediğimiz, göze absürt gelen, ancak baş roldeki figür
için “bir günlük rutini kendi içerisinde barından bir an”
üzerine odaklanan video çalışmasına dönüşmekte. Serginin
diğer sanatçısı Nur Muşkara ise her gün İzmir merkezinden
şehir dışına doğru yaptığı rutin yolculuğu boyunca, fotoğraf
makinasının objektifine takılan gündelik yaşamın aktörlerine
odaklanmakta. Sergi, iki belgeselci çalışma disipliniyle,
kendiliğinden oluşmuş günlük yaşam pratikleri içerisindeki
mucizevi anlara tanıklık etmemizi sağlamayı hedeflerken,
sanatçıları da bu anların, ara bulucusu rolüyle karşımıza
çıkarıyor.

Fransız Kültür Merkezi, İzmir
İçin hazırlanan sergi programı hakkında:


Bu program “-1 Güncel Sanat için Şebeke” isimli çalışma
grubunun yürüttüğü İzmir Güncel Sanat Arşivi projesi
kapsamında yürütülecek bir dizi sergiden oluşmaktadır. Sergi
dizisi kapsamında Günümüz sanatı anlamında, İzmir'den uluslar
arası platformlara açılan sanatçılara ait dinamik bir vizyonu,
sanatseverlere yalın ve nitelikli argümanlar eşliğinde öncelikle
sunacak, sonrasında da kayda geçirecektir. İzmir'in güncel sanat
alanında oldukça güçlü üretimlere ve sanatçı potansiyellerine
sahip olmasına karşın bu türde çabalara dair bir bellek çalışması
gerçekleştirilmemiştir. Bu dizi deki amaç: fark edemediğimiz,
üzerine fikir ve belge üretemediğimiz, bu sebeple birbirinden
kopuk ve iletişimini yitirmiş güncel sanat hayatını, sanatçıların
bu alandaki işleri üzerinden tekrar canlandırmaktır. Sergiler ve
gündeme getirilen sanatçılara ait tüm bilgiler dijital ortamda
arşivlenecek, konuşmalardan alınacak ses kayıtları ve görsel
kayıtlar çözülerek, okunabilir belgelere dönüştürülecektir. Elde
edilen malzeme, internet ve basılı malzeme ile izleyiciye
ulaştırılacaktır.


“Kendiliğinden; milyonda bir”
Sergi Öncesi Günlüğü:
Borga Kantürk, Şubat 2009

Kısım 1: Ya da Giriş


İnternetin belirlediği, reddetme ve bağışlama ağında kendini
dışardan, sorumlu ve dahil olma zorunluluğunda hissetmek.
Karşılaştığımız gerçek Maalesef bu. Zemin kontrolu
yapamadığımız bir çoktan zeminlilik belki de.

Uçak biletlerimizi internetten sipariş ediyoruz. Bilet çıktısı bile
almıyoruz. Filmleri arşivlemek yerine online izleyip atıyoruz.
Sokağa çıkmadan sokağa müdahale eden, sokak hakkında
bilen bir yaşam tarzı. Peki bu konformist-monotonluk dışında ne
kadar az küçük yolculukları ne kadar tercih ediyoruz?

Yaşadığımız Pişmanlık hissiyatının, sınırsız bir masaüstü
gezinmek adına sürüklendiğimiz bir şey yapmalı isteği. Bu
yabancılaşmışlığın farkındalığından kaynaklanan sahiplenmesi
zor pişmanlık duygusu.

Proje Kimlikler, Bunların dışında yolculuk ve sanatın
kendiliğinden bazı anlarda ortaya çıkışı o anı yaşamak için
yolda olmak, karşılaştığın kendi doğallığında ve tarifsizliğini
kabul ederek içine dalmak.

Kısım 2 : İçim içimi kemiriyor, sayıklamalar

Arayıp bulmak bu kadar kolay mı?
Kuşbakışı Görme mesafesinden. ,Görünen bu kadar gerçek mi?
Arama sürecinin, somutlaşmaktan uzaklaştığı bir sabitlik üzerinden dijital
referansların
hayatımızda yarattığı kesintiler ve devamlılık zaafı.


Video ve fotograf bu alanın en çok haşır neşir olduğu direk etki alanında
kalan medyumlar. Bu disiplinler üzerinden – hareketi tekrar vurgulamak –
gerek.


Alternatif olarak, Küçük nefes yolculukları, kültür fizikler-kaçınılmaz.
Mesafeler uzadıkça – iletisim online tabanlı haraket gösteriyor.
Adım alanları ise son derece kısıtlanıyor. Büyük yolculuklar keşifler artık
yalan, Bir yer ne kadar yakınına gelirse o kadar çabuk sahip olursan o
alana olan inancın ve verdiğin değer o kadar kayba uğrar. Bu büyük ve
kuşbakısı tematik yolculuklar yapıyormuş gibi davranıp, oturduğun
sokağına yabancılaşmaksa büyük sıkıntıya yol açmakta.


Ama kısa yolculuklara ihtiyaç her zaman var.


Eski kitapçıdan kitap bulma ve hayata karşı “bildim, farkındayım”
vurgusundansa “yaşadım” vurgusunu tercih etme.


Bilgi alanlarını, trendlerin belirlediği kısır döngüleşen bir alanda, tarifsiz
kalıp kendi yaşama anını bulan milyonda bir anlardan birini bulma
uğraşı.


Mesafeli ayrıştırıcı bir kulvardan bilgiyle donanımlanıp, diğer
alana pike yapmak ve o alanlar arası mesafenin bilinciyle
hareket etmek. Bu size kuş bakışı ve genel kapsayıcı bilgiyi
ve sunumu gözler önüne sermeniz için önemli bir avantaj
sağlayabilir. Ancak çıkış noktanızdaki dışarının uzaklığın
verdiği kapsayıcı olma hakkı, sizi içine düştüğünüz alanda
yabancı ve bilirkişi pozisyonuyla dışarı atabilir, içerisine tam
da çözümlediğiniz planladığınız haliyle almayabilr.. Bu
bakımdan alternatif bir pedagojik sosyal düşünür sanatçı
pozisyonu yerine arabulucu, bazende tanıklığının izlerini
bırakan, sanatçı rolüne vurgu yapmak gerekir..


Bu sorun akademikleşen, bu sorun küratoryal üst okumalar
cephesinde, bu sorun devamlılık kaygısı ile kendilerini
projeleştiren sanatçı modellerinde, hayatı politik doğrular
içerisinde stratejik kurgular olarak duyumsamaya çalışmanın
başarısı, ama ya duyumsamadaki arıza?.


Bu hikayeyi en anlaşılır, en dolanır ve en meşrulaştırır halde,
ana akıma, güncel sanat ağına veya en yakın havuza
ulaştırır. Her zamanda ulaştıracaktır. Ya geriye kalan hikaye
de ki yaşanmışlık?


Kendiliğinden milyonda bir sergisi bu yaşama şansını bulan
alana tanık-ve sahip olma vurgusunu veriyor.


Değerli ve umutlandırıcı tarifsiz bir şey bu.


Mahallenin delisi olmak ya da parasız aylak bunlar bile
günümüzde merşulaştı..


Artık Bu sanatın kahramansallaştırdığı bir durum.
Ancak bu son derece vasat ve “e peki ne varki bunda?”
eleştirisi ile karşılaşılabilen– kendi içinde anlamlanamayan
türde çıkışların da şansı olabilir. Olmalı...


Kısım 3: Empati - Jan Verwoert etkisi
Cuma, 30 Ocak 2009, 18:30
Nasıl önem vermeli?: Jan Verwoert
Osmanlı Bankası Müzesi, Konferans Salonu, Bankalar Caddesi, 11,
Karaköy

Konuşma sırasında düşündüklerime ilişkin kişisel notlar:

- umut ver, en iyi dileklerinle
- bir an ile karşılaşmak adına, el haritası ver!
- bilinmeyen bir alan
- tanımlanmamış mekan
- bir anlığına dahil olma pratiğinin anlamı nedir?
- deneyim
bu önemli: kendiğinden – kesin ve net olmadan
tanımlanmamış, belirlenmemiş
- belirlenmemiş, sınırlandırılmamış ekonomiler
- kendi alanında yaşadığını sır gibi sakla
Bir şeyleri değiştirme şansını, temiz ve net argumanlar hale
getirerek, kuramsallaştırmak, pratiğini dışlayıp boşa
harcamaktansa, yaşanılan sürece işaret etmek!


ilgi ve kritik:
tanımlanamayan durumlarda ilginin önemi.
Odaklanma ve emprovize bilgi kazanımı
-Hayattan bir adım sonra teori, yaşarak öğrenme


- empati ve şans raslantı sonucu açıklama deneyimi
karşılaşma -merkeze yerleşiyor-odak noktası
- potentiality- potensiyel
- unconditionalty – kayıtsız -şartsız

“Kendiliğinden; milyonda bir” -Sergi Öncesi Günlüğü:

-Jan V. nin sunumunda “temiz ve net enformasyona sahip olması
beklenen güncel sanat örnekleri”nden gostermemesi ilgincti.

Bence neden ilginçti?
Çunku guncel sanatın sosyolojı ve demokrasisi-ekonomisi içinde
bu tür deneyimlerin
netlik ve keskinlik yönünde sonuç gösteren bir talep ile sıklıkla
karşılaşıyor olması, hızlı ve paket okumalar yaratmakta. Bu durum,
bulanık olan, kesin donelere dayanmayan üretimler üzerinden bir
paylaşım ilişkisi kurmaya kalkınca epey sorun çıkarmakta. Jan V.
bunun yerine örneklerini, klasik, modern sanatdan ve özellikle
edebiyattan vermeye dikkat etti.

-Asıl dert -sokağın kuralı ve kendi estetiği

Kısım 3.5: Ara notlar
Mona Souag'ın Acı Çay isimli romanından hareketle, Atmane
Bissani, Souag'ın çalışmalarını değerlendirirken şu özelliğin
üzerinde duruyor: “Tıpkı kafka gibi, Mona Souag da
kahramanlarını günlük yaşamın en sıradan sahnelerinden
seçer, yeniden yorumlamanın önündeki engelleri kaldırmak
adına, kararlı bir tutumla onları, hesapları allak bullak eden
durumlara yerleştirir, böylece dünyayı yeniden kavramaya
yeni bir yorum getirir.” bkz: syf: 5 – cevirmenin notu-Acı Çay

“Souag'a göre “bir faslının çektiği aşk acısı, bir rus'un Ya da bir togo'lunun
çektiği aşk acısından daha farklı değildir.”

Kısım 4: Belki sonuç
Sokak ve sokağa odaklanmayı bazen yanlış anlıyoruz. Burada bu iki
sanatçıyla kastedilen şey: sokakta oluşumuzun geçiciliği. Dışarıda
olduğumuz, ait olmadığımız yere çöreklenip o bölgenin sonsuz
müdavimleri (ötelenmişleri, dışarda tutulmuşları, kolonileşmişleri)
üzerinden sınıfsal pozisyonlar belirleyip araştırma kulvarları açmanın
uğraşının dışında bir sanatçı rolü.

(Sözü geçen İki sanatçı “Kendiliğinden: Milyonda Bir” başlıklıserginin katılımcıları olan Uygar Özel ve Nur Muşkara)

Sokağı aidiyetsiz bir an olarak da görebiliriz. Geçicilik ve çarpışma,
gard alma, korunaklı hareket etme, sallanma, rastlantılara açık olma
gibi refleksler üzerinden, aylak -gezgin tipolojisini küçük triplerle
şehir içine uyarlamak. ( Kastettiğim sanırım bunun gibi bir şey.)

Hareket halindeyken güzergah anınızda, bir moment(burada “an”
dışında bir başka çizgiyi de kastetmeye çalışıyorum, an yatay giden
bir şeyse buna dahil dikey çıkan diğer bir eğri de söz konusu.)
çizgisinde sokak

Gidiş-Geliş çizgisini sonsuz bilgi, spekülatif üretim odakları olarak
kullanmayı elbette kastetmiyorum. Bunun tam tersi bir pozisyon
peşindeyim.. Bilinçli kadrajlı bir güzergah dışına taşma cesaretini
göstermek, gard alırken sınıf-direnç mesafelerini zorla
yakınlaştırmaya çalışmadan . Kısaca zorlamadan, bilgiçlik
taslamadan, belirleyip net bir haritaya boğmadan. Şehir o kadar hızlı
değişiyor ki, bizim batılı gelenekten taksilerimize ithal ettiğimiz
navigatorlarin o enformatik duzenlilik reçetesiyle, her gün değişen
çatlak yollarımızda doğru ve kesin bir yolu bulması mümkün değil.
Çarparak öğrenip, doğaçlama refleks geliştireceğiz. Balans pratiğimiz
olmalı.

Çözüm farkına varıp paylaşmak, bu baştan planlı bir kurgu ya da
taraflı ve bilinçli stratejik vurgu ile bir müzakere arayarak birbirini
ötelemeden. Daha kendiliğinden ve samimi bir buluşma zor, zahmetli,
milyonda bir olsa bile gerçekleşebilir. Kısacası bekle, rahat bırak ve
yaşasın. Paylaştığın anın, buluştuğu noktanın tadını çıkar.



-1 Güncel Sanat için Şebeke, İzmir:
Lokale odaklanan,güncel sanatın bu cografya içerisinde hareketler için ortak zemin oluşturmaya ve bu sürecin kaydının tutulmasına öncülük etme hedefinde bir oluşumdur.
Bir çeşit şebeke modeli,genişletilebilir ağ. İzmir kentindeki güncel sanat üretimlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla,bir grup sanatçı,tasarımcı tarafından kurulmuş bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir oluşumdur. Aynı zamanda bu bir acık çağrıdır,bu şehir için yeni yazılmaya başlamış güncel sanat tarihine katkıda bulunmak isteyen Konuk,Misafir küratör, yazar, kolleksiyoner ve düşünürlere acele ve son derece sıcak bir davet içermektedir. “-1 güncel sanat şebeke”nin amacı daha önce söz konusu edilmemiş olan,İzmir şehrinin güncel sanat için genişletilebilir bir haritasını çıkartma çabasına girişmektedir. Bu kanalda üretim gösteren,sanatçı,yazar,tasarımcı, küratörleri ortak bir çatıda toplamak ve bu aktörler üzerinden
gerçekleştirilen aktivitelerin yapılabileceği alanları işaretlemektedir. Bu pratik bu güne
odaklanmaz,geleceğe yönelik bir kayda geçirme sürecine de dair dir. Bir sonraki kuşak sanatçıların ve olası faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için zemini kazmak,ve alt yapı çalışmasına girişmek önemli bir misyondur. Onlara hareket kolaylığını ve güven sağlayacak bir geliştirilebilir esnek bir sistem önerisi sunmak seslerini duyurabilecekleri ana kaynağı oluşturmak,şehrin bu anlamdaki hareketliliğini daha fazla nefes alır duruma getirecektir. Bu kayda geçirme süreci ile bu şehirde yasayan profesyonel/ yarı profesyonel,kariyerinin ortasında,yeni başlamış pek çok kişi için faaliyetlerinin sürdürebilirliği adına dışarısı ile bağlantıları için bir açık referans,bir açık kaynak oluşturacaktır. Bu haliyle de her türlü kurumsal ve bireysel geliştirilen güncel sanat için bir İzmir Altın rehberi olma iddiasını barındırmakta. Merkez üretim alanı, web sitesi olan bu şebeke,haritalandırma ve arşivleme çalışmaları haricinde,mekansız sanat pratikleri üzerine odaklanır. Kitap,sergi projeleri,sanat tartışmalarını ve fikirlerin dolaşımını sağlayan aracı alanlar,protokoller Bağımsız,Taşınabilir yer değiştirilebilir eklektik bir yapı içerisinde değerlendirmeye çalışacaktır.

Bir şehirde sanat uygulayıcıları varsa,onlara bir alan-zemin gereklidir. Bu alanın elde edilmesi veya sınırların baştan çizilmesi eğer birileri bu işlemi on’lar için yapmıyorsa,maalesef kendilerine
kalmıştır. Bu bölge sakinleri tarafından bir dezavantaj olarak görülecektir. Elbette konu üzerindeki deneyimsizlik,tarih yazımı konusunda ne yapacağım ben kuşkusunun yarattığı
erteleyişler,sorumluluktan kaçma ve olduğu gibi kabul etme hissi süre gelecektir. Ancak bunun yanı sıra da yüksek bir özveri iş başa düştü diyerek,söz konusu haritanın yeniden çizilmesini,bizzat bu alanın temsilcilerinin kendileri tarafından ortaklaşa yapmalarını sağlamak,açıkçası gelecek için ütopist ve heyecan verici bir adım olarak görülmektedir. Bu ortak Yola çıkmayı göze alan herkese şimdiden teşekkürler.



İzmir, Şubat, 2009

http://eksi1.blogspot.com/

11.02.2009 - 28.02.2009

press rewind


Art Workers Coalition,
Q. And babies? A. And babies,
a Vietnam War protest poster, 1969.

Sen gene de Tedarikli ol! Alıştıra alıştıra söyle!, Vahit Tuna, Egzersiz, 2008 sergisi için metin


Title: "OHA"
Year of Creation: 2008
Dimensions: 24.5 x 14.5 cm
Medium: Digital print on paper
Edition: 1/5 + AP

Giriş için ısınma hareketleri:


Eğzersiz isimli sergi, uzun yıllar sonra bizleri Vahit Tuna’nın yeni dönem işleriyle baş başa bırakıyor. Bu proje, Genç Etkinlik yıllarından beri (1) güncel sanatın grup sergilerinde, hem tasarımcı hem katılımcı sanatçı olarak görmeye alışkın olduğumuz Vahit Tuna’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi.(2)

Özellikle 90ların ikinci yarısı ve 2000li yılların başlarında sıklıkla karşılaştığımız, geniş katılımlı-hatta kalabalık güncel sanat sergileri, özellikle son bir iki yıldır yerin, bu alanın sanatçılarının kişisel duruşlarına ve vizyonlarına odaklanan kimi zaman az kişili grup sergiler (2-3 kişilik ortak projeler) veya solo gösterimlere bıraktığını gözlemliyoruz. Tam da bu süreçte, Hafriyat Karaköy ve Vahit Tuna iyi bir birliktelik kurmuş. Sonuç olarak meydana Hafriyat’ın ev sahipliğinde, vahit’nın perspektifinden bir bakış mesafesi önerisi sunmayı hedefleyen bir alan açmayı başarmışlar.

Bu taktik özellikle, Bienal dönemleri ülkemizde patlak veren, “Evet! Kesinlikle bende bir çok sesli ve gürültü çıkaran bir sergi yapmalıyım!” heyecanının artık kendini aşırı tekrar edip, katılan sanatçıları tektip bir okumaya hapsetmesinden bunalan sanatçıları ve özellikle bu sanatçıların üretimleriyle tadımlık olarak karşılaşabilen izleyicileri heyecanlandıracak gibi. (3)

Bu tür sunumlar, Kalabalık ve genele yönelik, Sanatın bölgesel ve iklimsel okumasının yerine, Sanatçı ya fokuslanarak onun insaniliğini(4) ve sosyal konumlar dahilinde kırılgan (5) hissiyatını gündeme getirme şansına sahip. Sanatçının tekil olarak ne söylemeye çalıştığı fikri üzerine hareket ettiği için, önem taşıyorlar. Hal böyle olunca, direk işleri okumak yerine sanatçıya bakmak ve sergiyi parça parça skeçler olarak geçme gibi kötü alışkanlıklarımızdan uzaklaşmamızı gerektiriyor.


Bölüm 1
Yedekleri Isınmaya göndermek:

Vahit Tuna’nın kişisel üretimlerine yer veren bu sergiye bir retrospektif ya da dönemsel bir toplama gözüyle bakmamak gerek. Bu hani kabaca tabirle “Bütünü bir iş” yada başlı başına kendisi bir durum-muş gibi olan sergilerden.

Kısacası, sergiyi bir Vahit Tuna günüymüş, yaşam kesitiymiş gibi düşünelim.

Sanatçının ve Müze-Galeri icerisine yerleştirilmiş çalışması arasındaki mesafeden önemle söz edilir: İşin yalnız başına kendisini temsili, işin coğrafyaya, iklime, sosyo politik duruma olan mesafesi sanatçıdan çıkmış izleyene ve oraya yerleştirene kalmıştır. Bu noktada haliyle “işin” kendi üreticisine karşı kurulan mesafedeki yalnızlığı (ana kucağı veya baba şefkati.). Ben ise Vahit’in bu sergideki işlerini, tekil olarak bazı pozisyonlar üzerinden etiketlemek veya kimi atıflar yapmak adına bir yerlere yerleştirmek değil, öncelikli olarak, onlar üzerinden Vahit Tuna’ya odaklanan bir bakışa yönelmeyi önemsiyorum.

Sergiyi bir atmosfer olarak, Vahit’in tepkileri, rutin karşılaşmaları, maruz kalışları üzerinden geliştirilmiş refleksler olarak görelim. Bu refleksler, kimi zaman ani ve savuşturmaya yönelik, kimi yerde de maruziyeti kabul eden, bir bütüne dair.
Bu hikayede, sanatçı bir özgürlük savaşcısı ve sorumluluk bilinciyle bir eleştiri makinesı olarak kahramanlığa soyunmuyor. Kimi yerde kafa karışıklıkları, gücüne ve bulunduğu duruma gerçekçi bakan bir sanatçı profilinin, üretim stratejilerine tanık oluyoruz.

Blog(6) alışkanlığı, güne vapura yetişirken cepteki bozukluklarınızla aldığınız günlük birkaç gazete ve yanında tükettiğiniz çay ritüelindeki gibi, olmazsa olmaz bir hal alabiliyor. Artık kendinizi, her daim internete bağlı olan bilgisayarınızda günlük gazeteleri takip eder gibi rutin halde, sanatçı bloglarına göz gezdirir halde buluyorsunuz. Çayda, sohbette, kafede, ofiste…zaten blog kardeşliği denilen birbirini kollama ve referans verme durumu da kendinizi siteden siteye atmanıza yol açan olumlu bir durum.

Vahit Tuna’nın blogu , www.temkinlimesafe.blogspot.com da bu hezeyanda rastladığınız bir web alanı olabilir. Benim gibi Takipçisi iseniz de, sergideki çalışmalarının, düsünce egzersizi hallerini, belirli günler yüklenmis sonrasinda üzerilerine yenileri geçmiş anlık jestlerine, anında tanıklık etme şansınız olabilirdi. İşin sahne arkasını bu mutfaktan çıktı. En başında, Vahit’in blogun ismi olarak seçtiği “Temkinli Mesafe” vurgusu aslında sözünü ettiğimiz, şehirli, sıkıntılı, panikli bir ruh halini barındıran ve bir çeşit gard alarak ilerleme pozisyonuna atfen serginin genel ruhunu oluşturuyor.

Bölüm 2
AnGard (en gadre)!!! Ya da Garda Çağrı

Gardını Alma Meselesi, Daha sergiye girmeye yeltenirken kendisini hissettiriyor.
Sanatçı, Hafriyat Karaköyün galeri mekanına, ana girişi sağlayan kapının önü tavana kadar, kum torbalarıyla örülü şekilde bizleri karşılıyor. Basbaya bir siper örüyor.
Burada sanatçının jesti, izleyiciyi içeri çağırırken bile temkinli olmayı öngörüyor.
Hastalıklı, bir önlem ve paylaşım alanını dışarıdan örtme hali, sergideki gerilimi, sanatçının birey olarak bu coğrafyada kendini güvensiz ve tekinsiz hissetmesi ile ilişkili.
Bir çeşit yasa koyucular karşısı kapalı devre ev partilerini çağrıştıran bir mekana dönüşüyor hafriyat, çalışmalar, dış alandan korunaklı, izole halleriyle,
Usulca ve çaktırmadan gösteriliyor. İran’daki gizil alkol partilerini çağrıştırıyor.
Fısıltıyı duyanın geldiği özel ve sınırlı sayıda davetliden biri olma hissi.
Kamusal alana işaret eden oradan kopartılan durumlara ilişkin işler söz konusu. Ancak sunumları ve bulundukları atmosfer kamusal alana bıçak gibi bir mesafe koyan garip
ir git gel barındırıyor. Bu türde bir üretme ve sergileme taktiği, devamlı hareket halinde seyreden, bir çeşit açık alan vur kaçını, sokak çatışması sıcaklığını değil de, kimi yerde hiç beklenmedik etkilere yol açabilecek küçük sessiz ataklar yapıp kabuğuna çekilen, o bölgede bekleyen bir tuaf sessizliği barındırıyor.

Bütün bunları düşünürken, Cem KARACA’nın Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, nesen bunun farkındasın Ne de polis farkında”-diye sürüp giden sarkı sözlerini hatırlıyorum.

Bu çelişkili hal, evlerimizi, kilitlere, kalın perdelere, bilgisayarlarimizi şifrelere mahkum eden, kendi kişisel alanlarımızı, internet-kredi kartı ve diğer sanal paylaşım alanlarımızı şifreler ile yarattiği baskiyla zihnimizi dürtükleyen bir şehirli figur olma halilin paranoyaklığı.

Biz özenle şifreyi alıp, kilidi açıp, siperin arkasından dolanarak sergiye ulaşalım.
Ne bekliyor bizi acaba?
Kamusal bölgeye ilişkin, karşılıklı paranoya ve dışarı ürkek, ürkek, dilim dilim çıkartılmış, sözler.(üretimler) Nedir bunlar? Polis, Devlet, Yükselen Milliyetcilik (karşılıklı uçlaşmış paranoya, “ya bizdensin, ya öteki” hali bir zorunlu grup kabul edilme hali.), Yasa koyuculuk, Ötekileştirme, Düşünce özgürlüğü, Muhatapsız ve yalnız olma hissi, Sansür ve bütün bunların ışığında üzerine çökmüş birbirine karışmış bir “total Maruziyet” bulutu.(7)
Tüm bunlar huzurlu bir uyku arayışının, ortasında uykuları kaçıran, rutine bağlamış kısa metraj kabuslar olarak sanatçının zihninde dolanmakta. (8)

Evinden çıkıp, teker teker önündeki rutin engelleri bertaraf etme çabasıyla, kim vurduya gitmeden, günlük serüveni tamamlayıp siperin arkasına çekilmek. Biriktirdiklerinin tozunu alıp, misafirlerini beklemek. Bütün bu süreç bir çeşit ön çalışma ve kültür fizik ile, sanatçının kendisini başına gelebileceklere göre hazırlamasını gerektiriyor. (Tam iş çıkışı vakit İstanbul trafiğine çıkma anındaki gerilim halini anımsayın!) Zorunlu tetikte, hızlı ve kendisini çevreleyen negatiflikleri çeşitli absürd ve ani hareketler ile savuşturan, kimi yerde tersine çeviren, ucu ucuna üzerinden atlayan, bir platform oyun kahramanıymışçasına bir serüven.

Tüm bu tarifler, bir çok insanın kafasındaki, “sanatçının”, uzun vadeli ve kendi güçlü söylemine odaklanan üretim stratejileriyle, keskin bir ideolojisi olan, güçlü figür “mitosunu” zedeleyebilir. Ancak bazen, bu durum kimi sanatçılar için başından farklı bir şekilde gelişebiliyor. Yaşanılan coğrafyadaki, bu tempo, kent ve paranoya pozisyonu, nefes almak için kendine oyun alanı açmak için bile, bir çeşit gardını almayı, “kendine ait bir siper yada bunker (9-10)” inşa etmeyi gerektirebiliyor.

Borga Kanturk, 2008

Sergi ile ilgili blog sitesi aşağıdadır.
http://egzersiz2008.blogspot.com/




Dipnotlar:

1- Bkz. Yerleşmek sergisi kataloğu başkanın arabası- vasıf kortunun yazısı.

2- Sanatçı ilk kişisel sergisini 2003 tarihinde Stuttgartta katıldığı Residens sırasında gerçekleştirmişti. Detaylar…

3- Rene Block’un YKY ile ortak gerçekleştirdiği Türkiyeli.Güncel Sanatçılar Kişisel Sergiler dizisi örnek verebiliriz. hem galeri mekanını tek sanatçıya tahsis edilişi özel üretim bir proje için kullanımı ve de özellikle Tek sanatçıya yönelik bir monolog-un da beraberinde basılması önemli. Benzer tutumu 80ler ve 90’larda düşük bütçesine ve mekanının yüzölçümünün kısıtlı oluşuna rağmen özenle sürdüren öncü bir galeri olan Maçka sanat ve Rabia Çapa burada örneklenebilir.

4- Aydan Murtezaoğlu ve Venedik Bienali Türkiye pavyonuna katılmayı reddedişi, sanatçının insani bir varlık oluşu üzerine ve pekte alışkın olmadığımız kırılgan yüzüne dikkatleri çekmişti, ancak gündem değişimi ile etkisi çabuk unutulmuştu.

5- Hrant Dink ölümü Orhan Pamuk’un aldığı tehtitler, ve sonucu entelektüel kesimin kendisini giderek savunmasiz , tekil- yanlız hissedişi. Sosyal kimliğin ve politik duruşların eğlenceli şakacı bir oyunmuşcasına sanata apartılmasının harici bireysel paranoyalar ve huzursuzluk hali…

6- Türkiye güncel sanat dinamiği içinden bloglar önerileri: bkz: www.resmigorus.blogspot.com, www.derece.blogspot.com , www.theflamingoandtheboy.blogspot.com, tam bir dizin için ise www.contemporaryartsinturkey.blogspot.com

7- Sergide buluta ilişkin iki çalışma boy göstermekte, birisi küçük pamuk helva tatlılığında bir hoş an, halini andıran, bir bulut yakaladım ve yedim isimli çalışma, ufak bir lightbox. İkincisi ise kurmacadan dokumantere bir strateji işleten, milli gurur kahramansı paranoya uzerine odaklanan bir klişe üzerinden geçiyor. Burada izleyicinin yaşadığı “acaba gerçek mi bu?, yok değildir, ama…” hissiyatı bile inanç-paranoya arası gidip gelen ruh halimizi muzipçe kışkırtmaya devam ediyor. Sanatçının uyguladığı oyuncu taktik, Cem Karaca’nın bahsi geçen şarkısındaki kendini konumlandırma şekliyle oldukça yakın seyrediyor.

8- Vahit’in “düstesin uyan” isimli yerleştirmesi, burada hatırlanabilir.

9- Virginia Wollf’un “Kendine ait bir oda”sına atfen.

10- Bunker Research Project, in kurucusu, ve büyük gezgin, rahmetli sanatçı Hüseyin Alptekin’e saygıyla. Bunker: Yer altı sığınağı, özellikle 2.dünya savaşı yıllarında sıklıkla kullanılan iglo benzeri mimari yapılar.

Bu Blogda Ara

Map Of Poverty / Yoksulluk Haritası

Map Of Poverty / Yoksulluk Haritası
"Maps courtesy of www.theodora.com/maps used with permission"